Bizi Takip Edin
DOLAR: 45.4695
EURO: 52.9064
STERLIN: 60.8439
160×600
160×600
Ana Sayfa Ekonomi Kahramanmaraş'ta Fedakar Anne Mülkiye Gögercin'in Zorlu Yaş…

Kahramanmaraş'ta Fedakar Anne Mülkiye Gögercin'in Zorlu Yaşam Mücadelesi

Kahramanmaraş'ta Mülkiye Gögercin, üçü engelli dört çocuğuna tek başına bakarak zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. Anneler Günü'nde fedakarlığıyla öne çıkan...

Giriş: 17.05.2026 04:42 | Güncelleme: 17.05.2026 04:42
Ekonomi
Kahramanmaraş'ta Mülkiye Gögercin, üçü engelli dört çocuğuna tek başına bakarak zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. Ann…
728×90

Kahramanmaraş'ta, Anneler Günü'nün anlamını derinden hissettiren bir yaşam öyküsü, Mülkiye Gögercin'in fedakarlığıyla tüm Türkiye'ye örnek oluyor. Eşinden boşandıktan sonra geçen on yıl boyunca üçü engelli dört çocuğuna hem annelik hem de babalık yapan Gögercin, tüm zorluklara rağmen ayakta durmaya devam ediyor. Günlük yaşam mücadelesini, bir lokantada bulaşıkçı olarak çalışarak ve ardından evde çocuklarının tüm ihtiyaçlarını karşılayarak sürdüren fedakar anne, bu süreçte karşılaştığı maddi ve manevi güçlükleri göğüslüyor. Onun hikayesi, tek ebeveynli ailelerin ve engelli çocuklara sahip ebeveynlerin yaşadığı zorlukları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Mülkiye Gögercin, her sabah saat 10.00'da başladığı mesaisini gece 22.00'a kadar yoğun bir tempoda sürdürüyor. Gün boyu süren yorucu iş temposunun ardından dinlenmek yerine evine koşan Gögercin, çocuklarının yanına ulaşır ulaşmaz yeni bir mesaiye başlıyor. Üç çocuğunun fiziksel ve zihinsel engelli olması, evdeki sorumluluklarını daha da artırırken, yemek, temizlik, kişisel bakım ve diğer tüm ihtiyaçları tek başına karşılıyor. Bu durum, onun hayatının vazgeçilmez bir rutini haline gelmiş durumda ve tüm bu zorluklara rağmen çocukları için gösterdiği çaba, takdire şayan bir direniş örneği sergiliyor.

Engelli Çocuklarıyla On Yıllık Yalnız Mücadele

Mülkiye Gögercin'in on yıl önce eşinden boşanmasıyla başlayan bu zorlu süreç, hayatını tamamen çocuklarına adamasına neden oldu. Eski eşinin boşanmadan önce de çocuklarına ve kendisine bakmadığını belirten Gögercin, ayrılığın ardından da hiçbir destek görmediğini ifade ediyor. Bu yalnız mücadelede, dört çocuğunun tüm sorumluluğu omuzlarına binerken, özellikle üç engelli çocuğunun özel ihtiyaçları, Gögercin'in yükünü daha da artırıyor. Çocuklarının okula gidemediğini, yeterli ilgiyi gösteremediğini belirten anne, bu durumun vicdan azabını da yaşadığını dile getiriyor. Engelli maaşı alamama sorunu da Mülkiye Gögercin'in karşılaştığı bürokratik engellerden biri olarak öne çıkıyor; tüm başvurularına rağmen bu haktan faydalanamaması, maddi sıkıntılarını daha da derinleştiriyor.

Gögercin'in günlük yaşamı, sabah erken saatlerde çocuklarının yemeklerini hazırlamakla başlıyor. Ardından işe giden fedakar anne, bazen işine geç kalma pahasına bile çocuklarının ihtiyaçlarını ön planda tuttuğunu belirtiyor. İşvereninin bu konudaki anlayışı, onun için küçük de olsa bir rahatlama sağlıyor. Lokantada bulaşıkçılık yaparak kazandığı asgari ücretle kira, elektrik, su gibi temel giderleri karşılamaya çalışan Gögercin, bu paranın çoğu zaman yetersiz kaldığını vurguluyor. Yiyecek konusunda da kısıtlı imkanlara sahip olduklarını, genellikle pilav veya çorba gibi basit yemeklerle geçinmeye çalıştıklarını ifade etmesi, Kahramanmaraş'taki birçok ailenin yaşadığı ekonomik zorlukların bir yansıması niteliğinde.

Toplumsal Destek ve Farkındalık Çağrısı

Mülkiye Gögercin'in hikayesi, sadece kişisel bir dram olmanın ötesinde, toplumun engelli bireylere ve onlara bakan ailelere yönelik destek mekanizmalarının yetersizliğini de gün yüzüne çıkarıyor. Resmi makamların ve sivil toplum kuruluşlarının bu tür ailelere yönelik daha kapsamlı ve erişilebilir destek programları geliştirmesi gerektiği aşikar. Engelli maaşı gibi temel haklardan dahi faydalanamayan ailelerin varlığı, sistemdeki boşlukları ve bürokratik engelleri gözler önüne seriyor. Gögercin'in durumunda olduğu gibi, tek başına mücadele eden annelerin hem ekonomik hem de sosyal anlamda yalnız bırakılmaması, toplumun her kesiminin sorumluluğundadır. Bu tür hikayeler, Anneler Günü gibi özel günlerde sadece kutlamalarla değil, somut adımlarla hatırlanması gereken fedakarlıkları temsil ediyor.

Kahramanmaraş'ta Yaşam Mücadelesi ve Vatandaşların Tepkileri

Kahramanmaraş'ta Mülkiye Gögercin gibi birçok vatandaş, benzer yaşam zorluklarıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle artan hayat pahalılığı, kira ve temel ihtiyaç maddelerindeki yükselişler, asgari ücretle geçinen aileler için büyük bir yük oluşturuyor. Gögercin'in yaşadığı bu durum, şehirdeki diğer dezavantajlı ailelerin de sesini duyurma ihtiyacını ortaya koyuyor. Vatandaşlar, sosyal medya ve yerel platformlar aracılığıyla bu tür hikayelere destek çağrılarında bulunarak, dayanışma ruhunu güçlendirmeye çalışıyor. Ancak bireysel çabalar yerine, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin daha kapsayıcı sosyal yardım ve istihdam politikaları geliştirmesi bekleniyor. Bu tür örnekler, Kahramanmaraş özelinde toplumsal duyarlılığın artırılması ve yardıma muhtaç ailelere el uzatılması gerektiğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Destek Çağrıları

Mülkiye Gögercin'in Anneler Günü'ne dair dile getirdiği güzel temenniler, tüm zorluklara rağmen umudunu kaybetmediğini gösteriyor. Çocuklarının varlığının, hayatının anlamı olduğunu belirten Gögercin, on yıl boyunca katlandığı tüm zorlukların çocukları için olduğunu vurguluyor. Bu güçlü duruş, toplumun her bireyi için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Gelecekte, Mülkiye Gögercin ve onun gibi fedakar annelerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi adına daha fazla adım atılması bekleniyor. Engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımını destekleyecek projeler, annelere yönelik psikososyal destek hizmetleri ve ekonomik güçlendirme programları, bu tür ailelerin yükünü hafifletebilir. Kahramanmaraş'taki ilgili kurumların, bu tür vakaları mercek altına alarak somut çözümler üretmesi ve kamuoyunda farkındalık oluşturması, Mülkiye Gögercin'in ve benzer durumdaki diğer ailelerin hayatında gerçek bir değişim yaratabilir.

Benzer Haberler

Ekonomi
Haber Akışı Ayrı sayfada aç ›

Kahramanmaraş Bakırcılık Sanatı: Kapalı Çarşı'da Ustaların El Emeği

Kahramanmaraş Kapalı Çarşı'da asırlık bakırcılık geleneği ustaların elinde hayat buluyor. Ahmet Durna, el emeği ürünlerin Türkiye'ye yayılma hikayesini...

Giriş: 28.04.2026 17:05
Ekonomi
Kahramanmaraş Bakırcılık Sanatı: Kapalı Çarşı'da Ustaların El Emeği

Kahramanmaraş'ın tarihi dokusunu ve kültürel kimliğini yansıtan en önemli merkezlerden biri olan tarihi Kapalı Çarşı, asırlardır yankılanan çekiç sesleriyle geleneksel el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor. Şehrin kadim geçmişinden süzülüp gelen bakırcılık sanatı, teknolojiye ve fabrikasyon üretime karşı direnerek, usta ellerde hayat buluyor. Kahramanmaraş'ta bakır işletmeciliği yapan Ahmet Durna, babasından devraldığı bu asırlık mirası ikinci kuşak olarak sürdürürken, bakırın hem sağlıklı bir mutfak gereci hem de estetik bir sanat eseri olarak değerini koruduğunu vurguluyor. Kapalı Çarşı'nın dar sokaklarında yankılanan her çekiç darbesi, sadece bir metali şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Kahramanmaraş'ın yaşayan tarihini de geleceğe taşıyor.

Bakırcılık, Kahramanmaraş ekonomisinin ve sosyal yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor. Mesleğin inceliklerini babasından öğrenen ve yaklaşık 30 yıllık bir birikimi mağazacılık ve pazarlama alanına taşıyan Ahmet Durna, bu zanaatın bir aile geleneği olduğunu belirtiyor. Durna, babasının üretim aşamasındaki titizliğini kendisinin satış ve tanıtım süreçlerine yansıttığını ifade ederek, yerel sanatın ulusal bir markaya dönüşme serüvenini anlatıyor. Kahramanmaraş bakırcılığının dünyaca ünlü olmasının temelinde yatan en önemli unsurun, tamamen el işçiliğine dayanması ve her bir ürünün kendine has bir hikaye taşıması olduğu görülüyor.

Kahramanmaraş Mutfağının ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı Bakır

Kahramanmaraş bakırı, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda mutfak kültüründe sağlıkla eş anlamlı tutuluyor. Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan bakır tencere ve tavalar, ısıyı eşit dağıtma özelliği sayesinde yemeklerin çok daha lezzetli pişmesini sağlıyor. Ahmet Durna, bakırın sağlıklı yapısına dikkat çekerek, bu ürünlerin içinde pişen yemeklerin aromasının diğer materyallere göre çok daha yoğun olduğunu vurguluyor. Şehrin tescilli markalarından biri olan Maraş bakırı, coğrafi işaretli bir ürün olarak hem yerel halkın hem de gurmelerin ilk tercihi olmaya devam ediyor. Bakırın doğal yapısı gereği sahip olduğu antibakteriyel özellikler, günümüzde sağlıklı yaşam bilincinin artmasıyla birlikte bu ürünlere olan talebi yeniden canlandırmış durumda.

Karadeniz’den Yoğun Talep: Üretimin Yüzde 80’i Şehir Dışına

Kahramanmaraş, Türkiye'deki bakır üretiminin adeta kalbi konumunda yer alıyor. Kentteki atölyelerde üretilen el emeği göz nuru ürünler, sadece yerel pazarda değil, Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. Ahmet Durna, üretim kapasitelerinin büyük bir kısmını şehir dışı taleplerin oluşturduğunu belirterek, özellikle Karadeniz Bölgesi'nden yoğun bir ilgi gördüklerini ifade ediyor. Üretilen bakır eşyaların yaklaşık yüzde 80'inin Karadeniz'e gönderildiğini söyleyen Durna, bu durumun Kahramanmaraş ekonomisi için ciddi bir girdi sağladığını belirtiyor. Karadeniz'in çay kültürü ve geleneksel mutfak alışkanlıkları, Kahramanmaraş'ın sağlam ve estetik bakırlarıyla birleşerek devasa bir ticaret ağı oluşturuyor.

Geleneksel Sanatın Modern Dokunuşlarla Yeniden Doğuşu

Bakırcılık sanatında kullanılan teknikler, kuşaktan kuşağa aktarılan sırlar içeriyor. Kahramanmaraşlı ustalar, düz bakır levhaları sabırla döverek form verirken, üzerlerine işledikleri motiflerle adeta birer tablo oluşturuyorlar. Ahmet Durna, tüm ürünlerin el işçiliğiyle hazırlandığını ve her bir motifin usta bir elin ürünü olduğunu söylüyor. Günümüzde geleneksel motiflerin yanı sıra kişiye özel tasarımlar, kabartma desenler ve kurumsal logoların da bakır üzerine işlenebildiğini belirten Durna, sanatı modern taleplerle harmanladıklarını ifade ediyor. Ürünlerin uzun ömürlü olması için kullanılan özel vernikleme teknikleri sayesinde, bakır eşyalar yıllar geçse de parlaklığını yitirmiyor ve hem mutfaklarda hem de dekorasyonda güvenle kullanılabiliyor.

Sosyal Medya ve Estetik Sunumların Yeni Gözdesi

Dijitalleşen dünyada geleneksel sanatlar da kendilerine yeni mecralar buluyor. Sosyal medyanın görsel odaklı yapısı, Kahramanmaraş bakırına olan ilgiyi farklı bir boyuta taşıdı. Özellikle son yıllarda artan 'sunum' kültürüyle birlikte, kahve takımlarından sunum tepsilerine kadar pek çok bakır ürün, genç neslin ve sosyal medya içerik üreticilerinin favorisi haline geldi. Ahmet Durna, sosyal medyanın etkisiyle birlikte özellikle dekoratif ve sunum amaçlı ürünlere olan talebin patlama yaptığını dile getiriyor. Geleneksel ibrikler, cezveler ve sahanlar artık sadece mutfak gereci değil, evlerin en şık köşelerini süsleyen birer aksesuar olarak da değer görüyor.

Bundan Sonra Ne Olacak: Bakırcılığın Geleceği

Kahramanmaraş bakırcılığının geleceği, yeni ustaların yetişmesine ve zanaatın katma değerli ürünlerle desteklenmesine bağlı görünüyor. Ahmet Durna ve diğer Kapalı Çarşı esnafı, bu kültürel mirası korumak için yoğun çaba sarf ederken, devlet desteği ve turizm faaliyetlerinin artmasıyla mesleğin daha da ileriye taşınacağına inanıyor. Şehrin turizm potansiyelinin artmasıyla birlikte, yerli ve yabancı turistlerin bakırcılar çarşısına olan ilgisi her geçen gün artıyor. Gelecek projeksiyonlarında, Kahramanmaraş bakırının sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, dünya mutfaklarında ve dekorasyon trendlerinde daha fazla yer alması hedefleniyor. Bu kadim zanaat, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan emeğinin ve göz nurunun vazgeçilmezliğini kanıtlamaya devam edecek.

Sıradaki haber yükleniyor...
Bu kategoride akışın sonuna geldiniz.
160×600
160×600